Image

OKUR YORUMLARI


Ata Nirun’dan Kitap Önerisi

Neredeyse 40 yıldır yayın dünyasının içindeyim, sanırım okumadığım ya da göz attığım yazar pek kalmadı gibi ama şunu da unutmamak gerek ki, ben belirli bir konunun meraklısı, izleyicisi, araştırmacısı ve yazarıyım; kısaca bir gizem avcısıyım, bu nedenle de dünyanın her yerindeki gizemcileri de izler ve onları da avlarım…

Gizem avcıları karşımıza bazen bir bilimci, bazen bir sanatçı, bazen bir düşünür, bazen de tümünü sentezleyebilen bir romancı olarak karşımıza çıkarlar, ABD’de 1950 öncelerinde başlatılan “Best seller” tanımı yola aşk, tarih ve biyografi konularıyla yola çıkmış, sonralarda gerilim, korku, New Age ve felsefeyle karışık ruhsal gelişim ve şimdilerde de (80’ler sonrasından itibaren), fantastik, mitolojik, teolojik, spiritüel ve kayıp ya da bilinmeyen tarih konularında geniş ilgi görmeye başlamıştı. Clive Cussler, Wilbur Smith, Tom Clancy, Umberto Eco, Paulo Coelho, Robert Ludlum, Stephenie Meyer, Dean Koontz, Stephen King, Joanne Kathleen Rowling ve yanısırada bir önceki birbuçuk yüzyılın Dumas, Doyle, Tolkien, Stoker, Verne, Wells, Agatha Christie gibi büyük kurgucularını da unutmamak gerek… Şimdilerde de Michael Crichton, Dan Brown ve benzerleri ve de benim pek beğendiğim Jose Rodrigues Dos Santos varlar.

Bu saydığım isimlerin arasında bizden birisinin veya birilerinin olmaması her zaman üzücüydü, Pamuk, Kulin gibi proje yazarlarını göz önüne almadan hep gerçek bir gizem yazarının nerede olduğunu daima merak ettim. Meğer varmış, aramızdaymış, üstelik onu tanıyormuşum, İzmir’de geçen karanlık yıllarda birçok kez beraberdik. Sevecen kişiliği, kültürü, estetik anlayışı, zerafeti ile hep etkileyici ve aradığım bir dosttu, tam anlamıyla bir İyonyalı, Levanten ve uygar bir dünya insanıydı. Derken HERVE M. ABAJOLİ, beni şoka sokan hiç beklemediğim bir iş yaptı ve bir roman yazdı, bana da bir tane yolladı. “Ne dersin?” diyordu; BÜYÜK SIR ÜSTADI/MAGNUM OPUS’u okudum. Tanıtım sözcükleriyle, Felsefi Simya, Tarih, Bilim ve Din felsefesi, Psiko Arketipler, Analitik Psikoloji, Astrolojik Döngüler, dünyayı yöneten gizemli, karanlık örgütler peşpeşe birbirlerini izlediler…

Kitaptan bir örnek dışında alıntı yapmak istemiyorum, kesinlikle HEMEN OKUYUN diyorum. Herve üç çok ciddi öneride bulunmuş…

… Kendi içine bakmayı öğren..

… Kozmik güçleri tanı..

… Kadim bilgilere nüfuz et..

Evet, işte bu, zaten yıllardır bunların içinde ve peşinde değil miydik? Hala değil miyiz? Neyse, fazla söz okur usandırır… Bu sayfalarda hemen hiç kitap önermemiş ve yol göstermemiştim. BÜYÜK SIR ÜSTADI için bunu yapmak zorundayım. Bu kitabı almak için özel bir yol izleyeceksiniz, siparişle alacaksınız… İşte yazar ve sitesi…

Altta MAGNUM OPUS’tan küçük bir alıntı okuyacaksınız, konu Astroloji ama kitabın konusunun bu olduğunu sakın düşünmeyin, amacım farklılığı görmeniz… Neyse, hoş geldin HERVE, artık bizim de bir gizem best-seller yazarımız var, eğer BÜYÜK SIR ÜSTADI İngilizce’ye çevrilirse, dünya listelerinde kesinlikle yerini alacaktır… Hele Brown’un son kitabını okuduktan sonra bu konuda hiç kuşkum kalmadı… MAGNUM OPUS’un gelecek cildini merak etmemek elde değil, ona sağlıkla kal ve yaz dostum diyorum…

ALINTI: “Bütün efsanelerin kaynaklandığı kolektif bilinçdışının içerikleri bizde mitolojik motifler, ilkel imgeler ya da semboller olarak belirirler. Mitolojinin tamamı, kolektif bilinçdışının bir yansıtması olarak alınabilir. Buna en iyi örnek de şu anki konumuz yani astrolojinin takımyıldızlarıdır. Bu bize gerçekte gökte kaotik olarak dağılmış duran bu tek yıldızlara yansıtılan bilinçdışı içeriğin onları düzenli motiflere dönüştürmesinin hayatımıza nasıl etki ettiğini de anlatır. Bu dağınık yıldızları birleştirerek takımyıldızlara, takımyıldızları da belirli eşya ya da hayvanlara dönüştüren mekanizma aslında bilinçdışı içsel değerlerimizin dışavurumundan başka bir şey değildir. İşte bu nedenle bir takımyıldız mesela balık sembolizmine bağlandığında aslında bilinçdışında bulunan ve bugün Balık Burcuna atfettiğimiz özellikleri içeren bir kaliteyi yansıtmış oluruz. Bu yüzden de burcun özelliklerini belirleyen yıldızların fiziki konumu değil, bilinçdışı içeriğin yansıtılmış kalitesidir. Biz bilinçdışımızın bütün içeriğini kesintisiz olarak çevremize yansıtır ve bunu istemsizce yaparız.

Ruhumuz için bu yansıtmalar o kadar doğaldır ki ancak kendi içimize doğru düzgün bakabildiğimizde onların gerçek mi yoksa yansıtılmış mı olduklarını ayırt edebilmekteyiz. Anlayacağınız atalarımız astrolojinin ana kavramlarını keşfettiklerini sanmış olabilirler ama gerçekte yaptıkları tek şey, bilinçdışı ruhun kendini fiziki dünyada somutlaştırma çabasından başka bir şey değildi. Yani kolektif bilinçdışındaki bazı sembollerin, astrolojide de karşılıkları olduğu anlamı ortaya çıkmaktadır. Mesela astrolojideki gezegenleri ilahlar olarak görebiliriz Bunlar bilinçdışının güç sembolleridir. Burçlar da karakter imgeleridir. Bilimsel lisan ile söyleyecek olursa, bunlar belirli bir zamanda libidonun tipik niteliklerini gösteren sembollerdir....”

“BÜYÜK SIR ÜSTADI/MAGNUM OPUS”

Sıtkı Şükürer
Herve Abojoli, Büyük Sır Üstadı

BAKIN, bir “mucize yazar” hemen yanı başımızda, İzmir’de filizleniyor.

Herve Abajoli’den söz ediyoruz.
Kentin en eski sakinlerinden, Laventen bir aileden geliyor Herve.
1962 doğumlu...
Geçmişte çok parlak bir işadamıydı, şimdilerde ise içe dönük bir yaşamı var. 
Son birkaç yıldır bir roman üzerine çalışıyordu.
Yakın çevresi, onun bu süreçteki çabalarına şahit...
Birkaç yabancı dile hakimiyetinin de katkısıyla, öteden beri biriktirilerek oluşmuş muazzam bir entelektüeliteden çok özel şeyler oluşacağı kesindi.
Neticede roman tamamlandı.
Şu anda “Büyük Sır Üstadı” adıyla satışa sunuldu.
Kendi adımıza bir edebiyat eseri için yorum yapmaya ve tavsiyede bulunmaya kalkışacak kadar “hadsiz” değiliz.
Ancak referans kabul edilen kişilerin, bahse konu romana yaklaşımlarını görünce farklı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu da kavrayabiliyoruz.
Türk edebiyatının kutuplarından İhsan Oktay Anar, hiç kimseyi ve hiçbir romanı bu denli kolayından ve mesnetsiz önemsemez, övmez. Yine Türkiye’nin en yetkin roman ve senaryo yazarlarından Ahmet Yurdakul’un “çok ciddi bir olayla karşı karşıyayız” şeklinde bir yorumuna tesadüf edemezsiniz.
Esasında “roman” türü, şayet başarılı ve kalıcı olma iddiası taşıyorsa, içindeki örgüyü; tarih, sosyoloji, psikoloji, iktisat, felsefe, coğrafya, antropoloji, fütürizm ve benzer disiplinlerle destekleyerek, bütünlüklü bir teze dönüştürüyor olması gerekir.
Romanın hangi zamanda geçtiği önem taşımaz.
Edebiyat eseri iddiası taşıyan romanlar, bugünü gözlediği gibi, geleceğe dair de toplumsal ve bireysel mesajlar içerir.
Herve Abajoli eline kalem almadan çok önce “yola” çıkmış ve mayalamaya başlamış kişilik. Bu sebeple romana dair o analitik olgunluğu hemen hissediyorsunuz.
Bu eserin tanıtımı henüz başlamadı.
Türkiye’de bir yeni yazar ve yeni kitapla ilgili yayınevi ve dağıtım problemleri, maalesef içler acısıdır.
Bu yüzden Herve, mümkün olduğunca “ipleri” elinde tutmaya gayret ediyor.
Romanın, satın alma linkleri şöyle, Türkiye’de; www.herveabajoli.com ve www.buyuksirustadi.com
Yurt dışında; Amazon dağıtım ağlarının tamamında, roman adı ‘Büyük Sır Üstadı’ olarak aratabilirsiniz.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sitki-sukurer/herve-abojoli-buyuk-sir-ustadi-40603629

Yazar Sinan Turanlı

📍Gençlik yıllarımda bol bol okuduğum romanları ve yazarlarını hatırladım. Açık söylemem gerekirse Herve Bey'den hiç beklemediğim kalitede bir romanla karşılaştım.
📍Benim açımdan bu kitabın kendi dalında bir ödül almasını veya beyaz perdeye uyarlanmasını beklemek, hiç de ütopik bir beklenti değil.
📍Bu tür kitaplarda okuyucuya aktarılan enteresan bilgilerin çok üzerinde bilgiyle dolu olduğunun ve boğmadan, sıkmadan, akıcı bir biçimde, merakla okunduğunun da altını çizmek isterim.
📍Aynı kulvarda olduklarını düşündüğüm Ahmet Ümit'in üzerine çıkacak bir yazara sahip olacağımızı rahatlıkla söyleyebilirim.
📍Glean Meade'in Kar Kurdu, Jean Christopher Grange'ın Kurtlar İmparatorluğu, Trevanian'ın Şibumi'si kıvamında, kalitesinde, lezzetinde bir eser. Ayriyeten okurken sanki Glean Meade ve Neil deGrasse Tyson kafa kafaya vermiş, beraber yazmışlar gibi bi kanı oluştu içimde.
📍Son olarak şunları da söylemeliyim; bir iki yılda yazılacak bir kitap değil, büyük bir emeğin sonucunda ortaya çıktığı aşikar.
📍Kitabın içine dair söyleyebileceklerim;
"Bilinç dahilinde veya haricinde kaçtığınız bir sorununuz varsa, er ya da geç devleşmiş olarak karşınıza çıkacak." gibi "Eğer sorununuzu görüyor ve yoksayıyorsanız kompleks sahibisiniz." gibi mantık dahilinde bilgiler ve kuantum fiziği gibi bir karmaşanın anlaşılır seviyeye çekilmesi ile de ampirik bilgiler ediniyorsunuz.
Dip not: Çok beğendim ve ilk kitabın bu kalitede oluşundan ötürü şaşkınım.
Tebrik ediyor ve başarılar diliyorum Herve M. Abajoli.
Teşekkürler ve başarılar Ebru Yeşilova
#buyuksirustadi #magnumopus #hervemabajoli

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=10156914807307974&id=686437973
Birgül Özmen Kitap Kulübü paylaşımı

Birgül Özmen

Yaklaşık üç hafta süren Gabriel karakteri üzerinden aklın labirentlerinde, Sofia karakteri üzerinden de ruhun dehlizlerine yaptığım ve beni epey zorlayan bir serüven daha bitti. Zorlayıcıydı zira bilmediğim veya bildiğimi sandığım birçok bilgi ile karşılaştım. Ve bu durum bende, zaman, zaman yaşadığım "ne kadar az şey biliyorum" kaygısını tekrar yaşattı. Kitabın sayfasını her çevirdiğimde yazarın, fizik, psikoloji, felsefe, mistisizm ve dinler tarihi hakkındaki donanımına hayran kaldım.
Kitapta en çok ilgimi çeken ise insanın gölge yanıydı. Gölge, insanın bilinçdışına attığı ve yok saydığı şeylerdir.
Bu duygular, öfke, kızgınlık, kıskançlık, haset, tutku yani diğer bir değişle insanın karanlık yanı.
Modern insanın, aklı önceleyip, ruhu yok saydığı için gölge yanımız rüyalar aracılığıyla bize "sen, beni yok sayıyorsun ama ben buradayım" diye mesaj verdiğini söylüyor. Ve yüzleşmeye cesaret edemediğimiz bu gölge yanımızın müsait bir zemin bulup, bilince çıktığında bireyde yıkımlara ve yıkıcılıklara neden olduğunu, kolektif gölgenin ise insanlık tarihindeki yıkımlarını, Ruganda'daki Hutu'ların Tutsilere yaptığı soykırımı, Fransa'da Kathar mezhebine yapılan soykırım ve yakın tarihimizde yaşanan Nazi Almanya'sınında yaşananlarla örneklendiriyor… İnsan bunları okuyunca soramadan edemiyor: Aklı eğiten okullar var da ruhumuzu anlamamızı sağlayacak okullar neden yok? Mesela gölge okulları olsa idi bu kadar ruhu hasta insan ve son yıllarda hızla artan antidepresan kullanımı olur muydu?
Kitapla ilgili anlatacak çok şey var. Çenemi tutamayıp spoiler vermekten korkuyorum. O yüzden yorumu uzatmak istemiyorum.
Velhasıl bir kitap okudum ama bir kitap değildi. On kitaba eş değer bir kitaptı. Zihnimde ve ruhumda birçok pencereler açtı bana.
Benim gibi işin zoru varken kolayını ne seçeyim ki diyorsanız ve zoru seviyorsanız kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum 
Son olarak bu kitabı bana ulaştıran Ebru Yeşilova'ya çok teşekkür ederim 

Ece Güçer Yıldırgan paylaşımı

Ece Güçer Yıldırgan

Sonun da bitti...
😀
Beni de darmadağın ederek..
😉
Büyük Sır Üstadı
Herve M.Abajoli
Bu ilk kitabı.....😯
Nefessss 😥
Nefessss,nefessss alıp veriyorum.Çünkü okuma süresince zorlu bir yol katettim👣👣.
Ne oluyoruz?
Kim bu yazar? aklın da neler geliştirmiş, büyütmüş inanılmaz bir oluşum içine düştüm...
Nasıl bir bilgi birikimi insana böyle bir eser yazdırır?...😦 
Bunları düşündükçe ürkütücü bir hayranlık duyuyorum;
Herve M. Abajoli'ye...
Kitap da geçen konular ile yazarın akıl zembereği arasında pinpon topu gibi hissettim kendimi..
Okuma sürecini kıymetli dostum Sinan Turanlı ile eş zamanlı sohbet ederek sürdürdük.. Kendisi ile aynı fikirler de buluşmak beni çok mutlu etti.. keyifli bir süreç oldu... bu da artısı.😉
Evettttttttttttt. ..😅
Kendime sordum. 
Bu kitap neden okunmalı? diye. 
İşte cevaplar...
*Zor olanı seviyorsanız ...
*Dünya neden bu hale geldi? sorusuna cevap arıyorsanız.
Çünkü inanılmaz fikirleri var…
*Farklı bir şeyler öğrenmek sizi mutlu edecekse.
*Fizik ile Psikolojnin bir araya gelip nasıl aşka dönüştüğünü okumanın zorrrrr😂 ama keyif veren hallerine tanıklık etmek için.
*Hiç duymadığınız ifadelerle, bilgilerle... Beyninizi 😤sorularla kurcalamak için.
*Aaaaaaaaaaaaaa! ... Kırk yıl düşünsem aklıma bu gelmezdi demek için. 
*Şaşıracak öğrenmek için. .
Dünya süre geldiğinden beri yaşanan savaşlar, ekonomik kaygılar, din kullanılarak yapılan bütün kötülükleri altında yatan... İnsan psikolojisini, fizik kanunları ile öyle akademik açıklamalar getiriyor ki...
Neler oluyor?.. Ben neredeyim diyorsunuz.
Artık eminim ki...
Herve M. Abajoli aklında dünya, yaşam ve evren hakkını da çok şeyi çözmüş bir Simyacı. 
Bu kitabı iki cümle ile özetlemek istesem.
😥
Dünyanın birçok ülkesinden Türkiye de dâhil; üstün zekâ ve bedensel güçleri olan çok özel insanın yıllar önce bir araya gelerek... Dünyada ki kötülükleri durdurmak ve yeni oluşumları da engellemek için kurdukları; temeli bilim ve ilim içeren bir Simyacı tarikatı diyelim...
😲
Aslında umudumu yitirdiğim bu günlerde...
Bir yazarın kafasında dünyada ki bu gidişata dur diyebilecek analizleri ortaya sergileyip...
Çözüm üretmek için yazdığı bu kurgu hayranlık uyandırıcı...
Evettttttttttttt. 
Çok zorlandığım yerler oldu okurken. 
Orta zekâlı biriyim ben…😥
Üst zekalı bir insan tarafından yazılanlar yoruyor...😂😂😂
Kitapla ilgili daha önce bir ön tanıtım yazmıştım. Onu da kulüp arşivinden okuyabilirsin...
Alıntıları o bölüme taşımıştım... tekrar yazmadım.
Herve M. Abajoli. .
Mustafa Kemal "Kurtuluş Savaşı" ruhuyla bu vatanın insanları ile destan yazarken...
Dünya hangi burçdaydı, merak ediyorum...
😉
Sizi tanımaktan çok çok bahtiyarım...
Kıymetli kitap severler, bu eser Can Dostum Ebru Yeşilova'nın editörlüğün de sizleri bekliyor... 
Yeni yılın 🌲 bu ilk günlerinde. .dilekleriniz gerçekleşme sürecinde olsun inşallah.
Umarım ki evren bu gezegen 🌍için iyi şeyler planlar.

Gül Tolon Yalçın'ın Kitap Gönüllüleri gurubu paylaşımı

Gül Tolon Yalçın

Bitti ama sanırım ben de bittim... Okurken her satırda kendimi cahil kere cahil hissetsem ve sürekli kavramlarla aramda soğuk rüzgârlar esip beni üşütse de hikayeyi sevdiğimden ısındım bir şekilde...
Beni iyi okur, iyi yorumcu ve gözlemci olarak gören ve bana bu gururu yaşatan çitlembiğim Ebru Yeşilova Ebru Yeşilova'ya teşekkür etmek az kalsa da verdiği onurdan dolayı minnettarım...
Okumak aynı pencereden farklı manzaralar görebilme, başka çiçeklerin kokusunu alma, başka rüzgârları hissedebilme yeteneğidir... Büyük Sır Üstadı- Magnum Opus okumaya çok alışkın olmadığım bir tür olsa da bambaşka diyarlarda yepyeni çiçek biletleri bırakmış oldu kucağımıza...
Gabriel ve Sofia'nın puzzle parçaları misali birbirlerini tamamlayan aşklarına hayran kalmakla birlikte yaşanan tarihi gelişmeler de "Haddi caaanııımmm" derken yakalamışlığım var kendimi. Büyük Sır Üstadı'nın yaratıcısı yazarım Herve M. Abajoli 'nin önünde saygıyla eğilmeyi borç biliyorum. 😊
Hayat aslında yürüdüğümüz bir yolun inişli, çıkışlı, engebeli örgüsüdür... Bazı ilmekler bizi bizden alırken bazı ilmekler yeni bir desenin ortaya çıkma hikâyesidir ya, bu kitapta öyle bir şey...
Başlangıcın, hayatın, devamlılığın ve yaşamın gelişiminin ilmek ilmek işleyişinin hikâyesi...
Başlarken Dan Brown esintilerini hissetsem de sonradan Ortaçağ rahipleriyle birlikte Enigma'dan Sadeness dinleyerek sarmalandım hikayenin kollarıyla...
Bu kitapta tarih, bu kitapta felsefe, bu kitapta psikoloji, bu kitapta mistisizm, bu kitapta bilim kurgu; bu kitapta hayat var!
Ruhunuzu tanımak, girdaplarında saklambaç oynayıp kendinizi sobelemek isterseniz Büyük Sır Üstadı'nın sırları tam size göre.

Mehmet Ceylan'ın Oku-Yorum Kitap Kulübü paylaşımı

Habemus Maximus Dominus Secretorum!

Merhabalar...
Nasıl giriş yapacağıma karar veremediğim için Sayın Ebru Yeşilova Ebru Yeşilova ile başlayacağım. Kendileri bu kitabın bundan sonraki baskıları ve ikinci kitabın editörü olurlar(Çok zahmetli iş kolay gelsin).Birkaç gün önce bana yazdığı ve benim çok gururlandığım bir mesaj sayesinde yazar ve kitapla tanıştım, gururlandım çünkü Sayın Yeşilova'yı uzun bir süredir tanırım, inceleme ve yorum yazılarını büyük zevkle okurum, kendisi bu işler için fazlası ile yetkindir, daha önce Türkiye'de satışa çıkmamış bir kitabı okuyup fikrimi belirtecektim, bir kaç gün sonra yine Sayın Yeşilova’nın bu kitap ve yazarla ilgili heyecan dolu ve mükemmel demenin bile az kalacağı inceleme/Tanıtım yazısını okudum, ne yalan söyleyeyim o yazıdan sonra ben de büyük bir çekince oluştu, daha kitabı okumamıştım, yazarı tanımıyordum ve okuduğum o muhteşem inceleme/Tanıtımdan sonra bu kitap için daha ne yazılabilir ki dedim.
Kabul etmiştim bir kere, her ne kadar erkekliğin 9/10'u kaçmak olsa da artık kaçamazdım 😉 Sayın Yeşilova ile yaptığımız konuşmadan yaklaşık üç gün sonra kitap elime geçti, kapağını açmamıştım bile sadece tasarıma baktım, tasarımı kim düşündüyse işinde usta biri. Eh bir kitabı kapağıyla değerlendirmeyecek kadar da kitap okumuşluğum var. Elimde henüz okuduğum bir başka kitap olduğu için bu kitaba teslim aldıktan 3 gün sonra başladım.
Kitabı Okudum!
Her ne kadar Sayın Yeşilova gibi bir inceleme yazısı çıkaramayacak olsam da artık bende de bir heyecan var,2.kitabı beklemenin heyecanı (2.Kitap yazım aşamasında)
Şimdi kitaptan biraz bahsedelim: Büyük Sır Üstadı Magnum Opus
Kitabın kapağını açar açmaz eski bir dost Carl Gustav JUNG'la karşılaştım (en azından 7-8 senedir JUNG okumadım) Psikanaliz, semboller ve mitler ayrı bir ilgi alanıdır benim için.
Kitaba girdim...
İlk bölüm de güzeller güzeli, meraklı, cesur, depresif ve iyi bir okur olan Sofia karşıladı beni.
Bir sonraki bölümde de karşıma Gabriel çıktı. Müthiş eğlenceli, müthiş zeki bir karakter olan Gabriel ile mutlaka tanışmalısınız. Ve! Marius! Ondan söz etmeden ve sizinle tanıştırmadan geçersem bu inceleme eksik kalır ;)Marius bir şaheser, kelimelerin büyücüsü bilge Marius, öğretmenim falan olmasını isterdim. Eserde yazarın hayat verdiği ilginç okunası bir kaç karakter daha var, onlarla birlikte olay örgüsünü o kadar net ve zevkli bir şekilde tamamlıyorsunuz ki, ben bu kadarını beklemiyordum. Samimi olarak söylüyorum bu kitabı rafta görsem sadece arka kapağı okuyup kasaya ödeme yapmaya giderdim.
Olayların gidişatında Matematik, Bilim, özellikle Felsefe ve Tarih, Mitoloji konuları ustaca kullanılmış (burada özellikle belirteyim bütün bu konuların çok büyük araştırması yapılmadan bu kitabı yazmak mümkün olmaz. Yazar birikimli ve usta )Bu saydığım konular kitap içerisinde ustaca kullanılmış, sizi sıkmadan, merak ettiren, ilgi duyduran, okumaya zorlayan ve bir sonraki bölümü soluksuz bekleten bir yapısı var.
Benim özellikle ilgimi çeken konu başlarında Psikanalizci, Felsefeci ve Tarihçilerden alıntılarla giriş yapılması oldu. Çok şık durmuş.
Arkadaşlar belki hadsizlik olacak ama yazar kısmı diğerleri ile kıyaslanmayı sevmez ancak burada bende hiç utanıp sıkılmadan bu kıyaslamayı yapacağım, gerekli çünkü, Herve M. Abajoli öyle bir kitap yazmış ki, muhtemelen bir çok arkadaşımız belki de hepiniz Dan Brown okumuşsunuzdur, okumamış olanlar da muhakkak en az bir filmini izlemiştir, işte bu kitap inanın bana Dan Brown'ın ziller takmış hali, çın çın ötüyor, Brown'ın kitapları sadece macera, biraz da sanat ve sanat eseri, biraz basit ama iyi, ancak bu kitap daha gelişmiş bir Dan Brown kitabı .Kitaptan o kadar çok şey alıyorsunuz ki, hem ezoterik bir macera, hem sizi kendileriyle birlikte sürükleyen karakterler, hem çok fazla şey alabileceğiniz ve hayatınıza katabileceğiniz felsefi düşünceler hepsi var.
Kitabı okurken hiç ama hiç sıkılmadım, bazı kitaplarla inatlaşmayı severim, okuması inanılmaz zevk verir bu kitap onlardan biri oldu.372 sayfayı bitirmek için kendime 6 gün süre vermiştim daha çabuk bitti çünkü bu kitap için beklemek pek akıl karı değildi 😉 sürüklendim gittim.
Kitabı okurken Dan Brown, Jung, Harari, Umberto Eco hatta Dostoyevski bu adamların hepsi aklıma geldi. ne alaka demeyin yanlış anlaşılma olmasın bunlardan alıntılarla yazılmış bir eser değil, sadece bunlardan alabileceğiniz lezzet vardı. Sizi okuduğunuz diğer eserleri de düşünmeye ve hatırlamaya itiyor.
Benim için güzel ama sabırsız bir okuma deneyimi oldu, Ezoterik, Gotik, Felsefi ve Edebi tarzları severim. Hepsini aynı iki kapak arasında buldum. DOYDUM! Ama bu sefer de ikinci kitaba açlığım oluştu, şimdi de onu bekleyeceğim umarım sayın yazar elini çabuk tutar 😉
Yazar demişken Grubumuza da üye olan Herve M. Abajoli iyi bir iş çıkarmış. TEBRİKLER
Arkadaşlar bu adamı takip edin Tuh! (tükürme efekti) Aha şuraya yazıyorum! Bu adam isim olacak, olduğu zaman aklınıza ben geleyim, deli akıl var adamda 😉
Tekrar dönelim Sayın Yeşilova'ya
Sayın Yeşilova sizi uzun bir zamandır tanırım ve takip ederim, bana kötülük yapabilecek insanların arasında olabileceğiniz kesinlikle aklıma gelmezdi, bilmediğimiz şeylerin yokluğunu çekmeyiz, bana büyük kötülük yaptınız inanın çünkü artık Büyük Sır Üstadı Magnum Opus'un varlığını biliyorum 😉
Her ne kadar bana bu kötülüğü yapmış olsanız da size çok çok teşekkür ederim. Gerçekten ayrıcalıklı ve lezzetli bir kitaptı ve ben şimdi ikinci porsiyonu bekliyorum 😉
Sayın yazarımız Herve M. Abajoli yarattığınız karakterler, yazıya döktüğünüz satırlar, öğrenmemi ve hatırlamamı sağladığınız bilgi ve kavramlar, yaşattığınız soluksuz macera için yani özetle bu mükemmel şölen için sizi de tebrik eder, teşekkürlerimi sunarım. Beni fazla bekletmeyin 2.kitabı çok merak ediyorum.
ALINTILAR 
-------------------------------
Şüphesiz, yaşayan bir Tanrı'nın eline düşmek, dehşetengiz bir şeydir çünkü sizi korkunun en yalın haliyle yüzleşmek zorunda bırakır.
---------------------
Hollywood'da çekilen filmlerin neredeyse tamamının kahramanları insan ruhunda yaşayan bir arketipi tetiklediğinden istemsizce onlara tutuluruz. Mesela süper kahramanların tamamı arketipseldir. Bu da Amerikan devletine dünya pazarlarına nüfuz ederek, bizi yönlendirme ve ileride yapacaklarına hazırlama imkânı tanıyor.
--------------------
'Çünkü sevgi her şeyi taşır ve her şeye dayanır'
-------------------
Yaşama düşman bir kozmik yasayla yönetildiği açık olan evrende yaşam nasıl oluşabilmiş ve kök salmıştır?
-------------------
Doğru soruyu sormadığın müddetçe alacağın cevapların hiçbir değeri yoktur.

Filiz Hzl'nin Kitap Kulübü paylaşımı

Filiz Hzl

Veeee bitti….
Öncelikle bu kadar muhteşem bir kitap yazdığı için Herve M. Abajoli’ye ve bu kitabı bizlerle buluşturan editör arkadaşımız Ebru Yeşilova Ebru Yeşilova’ya sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim. 🙏🙏
Kitapla buluşmamız…. “tesadüf diye bir şey yoktur”…. (Kitabı okuyanlar ne demek istediğimi anladılar.)👍

Yılların verdiği araştırmalar sonucu ortaya çıkmış, muhteşem bir kurgunun üzerine oturtulmuş, muazzam bilgilerle dolu, Sigmund Freud’un “Bütün hayatın amacı ölümdür.” Sözüyle başlayan roman, sizlere epey bir beyin jimnastiği yaptıracak. O nedenle okurken yanınızda bulundurmanız gereken üç şey; defter, kalem ve Google hazretleri… 📚✍
Ne kadar roman olarak geçse de, bana göre tam bir araştırma kitabı. Ve alt bilgi üst bilgi derken öyle hoooop diye okuyup bitirebileceğiniz bir kitap değil. 😱😱😱👀👀
Ne kadar yazımda ve noktalama işaretlerinde hatalar olsa da (ki Ebru Yeşilova’nın editörlüğü sayesinde bu sorunlar giderilecektir) karakter tasvirlerini çok beğendiğim, anlatım diline ve örneklemlerine ise bayıldığım olağanüstü bir kitap. Ve en sevdiğim uzun uzun cümleler…
Babasının ölümünün ardından uyanıkken bile sanrılar görmeye başlayan, psikozun eşiğinde bir psikolog; Sofia. Her şeye şüpheyle yaklaşan septik ve beyni diyalektik çalışan biri. Eski kitapların tiryakisi, aynı zamanda bir rüya yorumcusu.😴👼
Ve…Bir fizikçi… Kuantum fiziğinin bilimsel projelerinden birinin yöneticisi; Gabriel. “r” leri yutan dislektik biri. Ender bulunan bir zekâ ve analitik bir dimağa sahip olan, Sofia’nın deyimiyle şaka yapma kapasitesi evrenin boyutlarıyla yarışabilecek ölçüde biri. 🤗🤗
Fizikçimiz Gabriel’in “Kozmik kumarhaneye düşmüş zavallı sapiensin hayat diye adlandırdığı kaybetmeye mahkûm bir deneyimin fiziksel ifadesini öğreneceksiniz.” Cümlesiyle başlayan momentum üzerine sunum yaptığı konferansında, verdiği örneklerle, zekasıyla kendine hayran bırakıp, yaptığı esprilerle kahkaha attıracak kadar kendinizi amfide onu dinlerken buluyorsunuz. 🙀🙀🙀
Biri ruhla uğraşan psikolog, diğeri maddeyle uğraşan fizikçi… Biri manen, diğeri madden. Bu iki muhteşem zeka biraraya geldiklerinde, “ruhla ilgili anlattıklarının hepsi bir şekilde dönüp dolaşıp fiziğin temel evrensel yasalarıyla paralellik gösteren” sohbetlerine kesinlikle tanık olmalısınız.😱😱😱
Bilinçdışı içeriklerin bilinçli zihne çıkmaya çalışan yansıtma... 😳
Entelektüel bir baş danışman Frer Marius, eşsiz bir hafızaya sahip Frer Jean, geliştirilmiş nadir bir yetenek R.G.(Arci), ruhçu Efendi Djü-dschi, eğitimci Henry Goetellmann, simyacı Heretica Pessima. 😇😳😱Tüm bu karakterlerin ortak özellikleri ise zeka. Ve sohbetlerinin içeriği; bütün tarih boyunca yapılan soykırımların analizleri…
“Çok geniş bir coğrafyada birbiri ile ortak geçmişi olmayan bu kadar genç çocuğu düşünmeden ölmeye götüren bir güç….” IŞID… 😡😡😡
Ortaçağda kadınların katledilmesi….😢😢😢
“Avrupa’da en yüksek okuryazarlık oranına sahip olan entelektüel Almanya’nın Nazi saçmalıklarına kitlesel olarak nasıl inandığı…”😳😳😳
“12.yüzyıldaki Kathar soykırımı, onun ardından Ortaçağın cadı avı, Yahudi soykırımı…..”😠😠
Ve Tutsiler….😟
Kendisi de pagan inanışından gelen Konstantin’in halkını nasıl Hristiyanlaştırdığı...😳😳
Ve pek çok inançlar...
👻👿👽☠😱
Satranç oyunu ile insanın karmaşık doğası arasındaki benzerlik...😎
Ekinoksun astrolojik çağla, burçlarla bağlantısı...🌗🌗🌗
Pek çok bilim insanın uğraştığı ve hala pek çok bilim insanının uğraşmakta olduğu bir fizik sabitinin, tüm bu bilgilerle ve kurguyla ilişkisi...

Hepsi kitapta... 😳😳😳
Psikoloji, felsefe, tarih, tasavvuf, mitoloji, simya, kuantum, fizik, matematik.... Pek çok konuyu içine alan roman, illaki herkese hitap edecek konuları barındırdığı için herkese tavsiyemdir.👍
Kartal Sözübek Mūrsel Sevim @ Osman Küçükçatalbaş kitabı mutlaka okumalısın.
Kitap hakkında en çok bilgi verdiğim Erdem Elçisen de okumalısın.
İkinci kitabı dört gözle bekliyorum. Bu arada neden üç gözle ya da beş gözle değil de dört gözle... bunun açıklaması da kitapta...👀👀😳😳😳
E okuyun o zaman.....😊😊😊
👉ALINTILAR👈
📌”O gün insanlık, saflığını geri dönülmez bir şekilde kaybetti. Şeytanın imparatorluğunu yönettiği dehlize giden yolun kapısı aşılmıştı bir kere.” Sy:171
📌”Fizikteki temel bir matematiksel denkleminin binlerce yıl önce yaşamış bir peygamberin mistik kitabında belirmesinin anlamı ne olabilirdi?” Sy:248
📌”Kendi karanlığınla yüzleşmekten daha zor bir şey yoktur.” Sy:276
📌”Yaşama düşman bir kozmik yasayla yönetildiği açık olan evrende yaşam nasıl oluşabilmiş ve kök salmıştır? Yaşam dediğimiz şey, evrenin milyarlarca yıldır kendisine karşı insafsızca tatbik ettiği yasaları tersine çevirebilecek gücü nereden bulmaktadır?” Sy:280
📌”Bilinçdışı sadece geçmiş olayların hurda deposu olmayıp gelecekteki ruhsal durumlarla, düşüncelerin tohumlarıyla da doludur.” Sy:303
📌”Benim anlatmak istediğim, dogmatik köktenci dinlerin hiçbir psişik değer üretmeyen şekilden ibaret ritüelleri ve anlamsız mecburiyetleriyle inananlarını manevi durağanlığa yönelttiği gerçeği.” Sy:323
📌”Kısacası siz, ne kadar akılcı hale getirilmiş bilincinizle geçmişinizdeki batıl inançlardan kurtulduğunuzu zannetseniz de ilahlarınız gerçekte oradalar ve belirli koşullar altında tüm güçleriyle ortaya çıkarlar.” Sy:326

Ebru Yeşilova'nın Bookgasm+ kitap kulübü; 14 kitap-edebiyat en az iki üç de başka grupta yaptığı 😀 Kitap Paylaşımı

Ebru Yeşilova
“Keşke notlarımı size ulaştırabilmiş olsaydım… 
Her şey böyle başladı. Aradan ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum. Aylardır bu romanla yaşıyorum. Aylardır bu benim yaşadığım, ama anlatamadığım roman. İçinde daha başka ne sırlar barındırdığı hala meçhul olan, Büyük Sır Üstadı- Magnum Opus.
Yazar L’nin severek okuduğum, içinde yapılması gereken düzeltmeleri not almış olduğum güzel romanının “ikinci baskı”sının çıkmış olduğunu öğrenmiştim. Okuduğum ilk romanı için daha önce el yazımla bir not defteri hazırlayıp kendisine götürmüştüm. O gün bu romanı da ondan imzalı olarak almıştım. Yine ulaştırabileceğimi düşünürek(ten) -bu ‘-ten’ önemli-, hevesle ikinci el yazısı not defterimi hazırladım. Kapağını bile romana uygun bir temadan seçtim. Yazarla irtibat kurduğumda ne yazık ki yeni kitabı için şehir dışında kampta olduğunu öğrendim ve bir türlü not defterimi ona ulaştıramadım. İşte şimdi kendisinin Facebook sayfasında, bu romanın ikinci baskısının çıkmış olduğunu öğrenmiştim. Benim gördüğüm hataları biri görüp düzeltmiş miydi acaba? (Bunu hala bilmiyorum.) Gönderi altındaki yoruma biraz mahzun, “Keşke notlarımı size ulaştırabilmiş olsaydım.” yazdım. Sonra biri çıktı ortaya ve bana bir şey ulaştırdı. Büyük bir sır…
İşte sevgili yazarım Herve M. Abajoli ile böyle tanıştım. O beni buldu. Yazdığım o kısacık yorumdan. Bir romanı olduğunu ve okumamı arzu ettiğini söyledi. Türünü sorduğumda bana, belli bir türe ait demek zor, diye cevap verdi. ‘Tabii öyledir, kesin, tanımlanamaz… (!)’ diye geçirdim içimden. İşte şimdi ben de belli bir türe ait diyemiyorum. Buna tarihi roman da diyebilirsiniz, psikolojik roman da diyebilirsiniz, bilimsel veya ezoterik de diyebilirsiniz. Artık size kalmış. Ben sadece çok eksantrik diyeceğim.
Aslında yazarın dili gayet güzel kullanmış olmasına rağmen, okurken bazı yerlerde küçük yazım yanlışları gördüm. Zaten kitabı bana göndermeden önce edisyon açısından kusursuz olmadığından bahsetmişti. Gerçi okuduğumuz hangi kitapta ufak tefek hatalar olmuyor ki... Boş verin, olsun ki editörlere de yapacak bir iş olsun. Ben de yazarımız gibi biraz mükemmeliyetçi bir kişiliğe sahip olduğumdan, romanı okurken ruh hastası gibi, adama yüzlerce mesaj attım. Yüzlerce dediğim sizi yanıltmasın, ‘virgül şurada değil burada olsun’a kadar, düşünün… Şurası şöyle yazılmalı, burası böyle olacak. Sonunda mesajlarımdan kurtulmak için beni editörü yapmaya karar verdi. Birinci sırrımız bu. Daha önce de çok sevdiğim bir yazar abimin çalışmalarına yardım etmiştim. Yani ilk editörlük deneyimim sayılmaz. Ancak çok yakında resmen bir kitabın ikinci baskısının (evet bu da ikinci baskı) editörü olarak, bir kitabın künyesinde ilk kez yer alacağımı siz sevgili grup arkadaşlarımla paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Umarım kitabı alanlarınız ikinci baskıda fazla bir kusur bulmaz. Çünkü gözümden kaçan bir şey olmasın, en azından sayıca çok olmasın diye canla başla çalışmaktayım şu aralar.
Size önce yazarımızı sonra da kitabımızı tanıtmak isterim. Yazarımız Hervé Bey bence çok şey bilen, çok okuyan ve öğrendiklerini başkalarına da aktarabilmek için kurgusal romanlar yazmaya başlayan bir insan. Bir o kadar da mütevazı bir insandır. Onun edebiyata olan sevgisinde, yazma tutkusunda biraz kendi ruhumu görüyorum. Bir gün onun gibi olabilmek isterim. Ama çok samimi söylüyorum, sakın kitabın editörü olduğum için bunu söylediğimi düşünmeyin; onun gibi yazabileceğimden de çok emin değilim, çünkü kendisi çok yetenekli. Kitabın dili, yazarın üslubu, kurgusu, seçtiği kelimeler, cümleler gerçekten ustalıkla işlenmiş. Ama romanın en çok öne çıkan özelliği edebi yönü değil. Bu kitap tam bir bilgi hazinesi. İçinde fizikten kuantuma, psikolojiden felsefeye, mitolojiden simyaya, tasavvuftan tarihe (hem de az bilinen tarihe) kadar yüzlerce bilgi bulacaksınız. Hatta siz sevgili kitap kurtlarına küçük bir sır daha vereyim, sırf bir sayfa boyunca yazdığı yazar önerilerini görmek için bile bu kitabı okumak isteyebilirsiniz.
Romandaki dipnotlar çok derin bir bilgi kaynağı, ama bununla kalmıyor. Kurgusal hikayenin içindeki karakterler de karşımıza, kâh bir fizik öğretmeni, kâh bir psikoloji öğretmeni, kâh bir tarih anlatıcısı edasıyla çıkıyor. Hele bir Marius var, akıllara zarar… İlber Hoca ile oturup konuşsa, İlber Hoca’nın hayran hayran dinleyebileceği bir şahsiyet. Sonradan bu Marius’ün kim olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım, ama size bu sırrı vermeyeceğim. (Bunu kitapta da bulamazsınız. Ancak biraz beyin egzersizi ile bulma ihtimaliniz mevcut.)
Konudan kısaca bahsedeyim sizlere. Romanımız boyunca dünyanın çok çeşitli yerlerinde yolculuk yapacaksınız, ana mekanlardan biri de İstanbul. Babasının ani ölümü ile bir boşluğa ardından derin bir depresyona düşen kızımız Sofia, ismi gibi hikmet sahibi biridir. Bütün çocukluğu evlerinin ana salonu olan devasa kütüphanenin içindeki binlerce nadir bulunan kitabı okuyarak geçmiştir. Bütün edebiyat ve felsefe tarihini yalayıp yutmuş, mitolojiden tarihe kadar her bir haltı bilen ayaklı kütüphanemiz meslek olarak kendisine psikologluğu seçmiştir. Bu depresyondan kurtulmanın da yolunu yine ruhunda saklanmış olan bilinçdışı güçte ve geçmiş bilgilerinde bulur. Bu günlerde hayatına ani bir giriş yapan eski dostu ve daimi platonik aşkı fizik profesörümüz Gabriel (ki romanda bilimsel düşünceyi temsil eden karakter olduğundan benim kendime en yakın bulduğum karakter oldu) ile birlikte karşılarına çıkan bazı gizemleri çözmeye çalışırlar. Bu süreçte, Avrupa’da hatta Hindistan’da keşişlik yapan çok ilginç yaşlı adamları, dünyanın sayılı bir para babasını, enteresan zekâya ve doğaüstü yeteneklere sahip genç insanları karşılarında, dahası bazılarını evlerinin salonunda bulurlar. Bütün bunlar Büyük Sır Üstadı diye andıkları, binlerce yıldan beri süregelen bir gizli örgütün merhum başkanıyla ilgilidir. Büyük Sır Üstadı kimdir? Bu örgüt ne menem bir örgüttür? Cevapları kitapta. Ancak peşin söyleyeyim öyle illüminati millüminati hayal edenler umduklarını bulamayacak.
Bu kitabın hayatıma en önemli katkısı, bilmediğim ve bilimin henüz açıklama getiremediği şeyler karşısında biraz daha temkinli yaklaşmayı öğrenmek oldu. Beni bilenler bilir. Son yıllarda iyice zıvanadan çıktım. Gözümle görmediğim hiçbir şeye inanmaz oldum. Tamamen rasyonalist bir bakış açısı geliştirdim. Bu yüzden romanın başlarında, ezoterik bilgilerden, mitolojiden, bilinçdışı güçlerden bahsedildiğini gördüğümde yazarımıza böyle şeylere pek inanmadığımı söyledim. O da bana sadece oku dedi. Bugün geldiğim noktada artık söylemlerimi değiştirdiğimi şaşırarak fark ediyorum. Çünkü biliyorum ki dünyada hala aklımızın ve bilgimizin açıklamaya yetersiz kaldığı çok şey var. Bu kitabı okumadan önce bütün önyargılarınızı kenara bırakın.
Son bilgiler kitabın nesne olarak yolculuğu ile ilgili. Şu anda Hervé M. Abajoli devam romanı olan Büyük Sır Üstadı-Unus Mundus’u yazmakla meşgul. Sizlere tanıtmış olduğum Büyük Sır Üstadı-Magnum Opus’un ise çok yakında ikinci baskısı çıkacak. Bir İsviçre yayınevinden, Gnosti Books’tan çıkmış kitabımız. Türkiye’de kitabevlerinde satışı yok. Ancak Amazon üzerinden veya kitabın internet sitesinden sipariş verilebiliyor. Sitenin linkini en yukarıda ve aşağıda bulabilirsiniz. Kargoyu açar açmaz kitap kapağının büyüsüne kapıldığımı, hatta kapağı uzun uzun okşadığımı söyleyebilirim. Baskı kaliteli, kapak, özellikle kapağın iki farklı dokusu çok güzel. Bu saçma bilgiyi de verdikten sonra içimde bir şey kalmadı, ne var ne yok söyledim.
Son söz; gruplarda bu kitapla ilgili yorumlar göreceksiniz. Çok yakında. (Arkadaşlar, sırf önünüze geçmemek için yorumu fazla muhteşem yazmamaya çalıştım. (!)😊)
İkinci baskı sevgili Hervé Bey’e, ilk editörlük de bana hayırlı olsun. Umarım birbirimize uğur getiririz. Ve Hervé Bey (kendisi grubumuzun üyesidir), size bana böyle önemli bir görevi layık gördüğünüz için çok teşekkür ederim. Eğer kitap bu kadar iyi olmasaydı asla bu kadar mutlu olmazdım.
Sevgiyle kalın dostlar.